Akropol'den Asklepion'a, Kızıl Avlu'dan Osmanlı dönemi yapılarına: Pergamon antik kentinde ve Bergama merkezinde gezilecek başlıca noktalar.
Akropol
Bergama'nın zirvesinde yer alan Pergamon Akropolü, dünyanın en dik antik tiyatrosuna ev sahipliği yapar. Bu mühendislik harikası, yaklaşık 10.000 kişilik kapasitesiyle vadiyi kucaklar.
Aynı tepede, beyaz mermer sütunlarıyla ayağa kaldırılmış Traianus Tapınağı ve Helenistik dönemin en büyük kütüphanelerinden birinin kalıntıları bulunur.
Zeus Sunağı Terası
Antik dünyanın en ünlü sunaklarından biri buradaydı. Tanrılar ile devlerin savaşını anlatan kabartmalı frizler, 1878-1886 arasındaki Carl Humann kazılarıyla çıkarılıp Berlin'e götürüldü ve bugün Pergamonmuseum'da sergileniyor.
Akropol'de sunağın terası, temelleri ve etrafını saran çamlar görülebilir; yapının kendisi yerinde değildir.
Asklepion
Antik dünyanın en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden biri. Rivayete göre kapısında "Buraya ölümün girmesi yasaktır" yazardı. Ünlü hekim Galenos mesleğe burada başlamıştır.
Asklepios nerede betimlenirse betimlensin elinde aynı asa vardır: düz, sade ve ona sarılmış tek bir yılanla. Yılan boşuna seçilmemiştir — deri değiştirip yenilenen hayvan, iyileşmenin kendisidir. Bergama'nın sikkelerine basılan bu işaret bugün hâlâ hekimliğin simgesi. Onunla karıştırılan kanatlı, çift yılanlı asa (kadüse) ise Hermes'e aittir.
Antik Su Kemerleri
Akropol'ün yüksekliği, kenti antik dünyanın en iddialı su mühendisliğine zorladı. Kuzeydeki Madra Dağı'nın kaynaklarından alınan su, pişmiş toprak künklerden kurulu uzun bir hatla taşınıyor, vadileri basınçlı sifon düzeniyle geçerek tepedeki kente ulaşıyordu.
Hattın kemerli bölümlerinden bugüne kalan kalıntılar Bergama çevresinde görülebilir.
Kızıl Avlu
Mısır kökenli tanrılara (Serapis ve İsis) adanmış devasa bir tapınak. Roma dönemi tuğla mimarisinin dünyadaki en görkemli örneklerinden biridir; Doğu Roma döneminde bir bölümü kiliseye çevrilmiştir.
Selçuklu Minaresi
14. yüzyıldan günümüze ulaşan bu zarif tuğla kule, şehrin Türk-İslam kimliğinin Bergama'daki en eski izlerinden biridir. Halk arasındaki adına rağmen Selçuklu dönemine değil, beylikler-erken Osmanlı dönemine tarihlenir; bir Doğu Roma yapısının camiye dönüştürülmesiyle eklenmiştir.
Ulu Cami
Yıldırım Bayezid döneminde 1399'da yaptırılan cami, erken Osmanlı mimarisinin zarafetini ve Türklerin şehre kattığı ruhu yansıtır.
Tarihi Arasta
Yüzyıllardır kentin nabzının attığı Arasta, dar sokakları ve geleneksel dükkanlarıyla Bergama'nın modern hayatı içinde tarihin nefes aldığı eşsiz bir ticaret bölgesidir.
Bergama Müzesi
1936'da açılan müze, kentin Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerinden buluntularını bir arada sunar. Akropol ve Asklepion'da görülen kalıntıların bağlamını kuran heykel, yazıt ve etnografya koleksiyonu buradadır.