"Zirvedeki antik miras."
MÖ 3. yüzyılda kurulan Pergamon, Attalos Hanedanlığı döneminde Helenistik dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biri haline geldi.
Mısır'ın papirüs ambargosuna karşı geliştirilen parşömen, bilginin kalıcılığını sağlayarak insanlık tarihini değiştirdi.
200.000 parşömen tomarına ev sahipliği yapan Pergamon Kütüphanesi, antik dünyada bilginin korunduğu en büyük merkezlerden biriydi.
Roma İmparatorluğu'nun Asya eyaletine ilk başkentlik yapan şehir, bu dönemde mimari ve sanatsal açıdan zirveye ulaştı.
Orta Çağ'da bir piskoposluk merkezi olan kent, savunma amaçlı surlarla çevrilerek tepedeki çekirdek yapısını korudu.
14. yüzyılda Türk hakimiyetine giren Bergama, antik mirasla iç içe yükselen camiler, hanlar ve hamamlarla çok katmanlı bir kimlik kazandı.
Bergama'nın zirvesinde yer alan Akropol, dünyanın en dik antik tiyatrosuna ev sahipliği yapar. Bu mühendislik harikası, 10.000 kişilik kapasitesiyle vadiyi kucaklar.
Antik dünyanın en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden biri. Kapısında "Buraya ölümün girmesi yasaktır" yazardı.
Mısır tanrılarına adanmış devasa bir tapınak. Roma dönemi tuğla mimarisinin dünyadaki en görkemli örneklerinden biridir.
14. yüzyıldan günümüze ulaşan bu zarif tuğla kule, şehrin Türk-İslam kimliğinin Bergama'daki en eski ve köklü izlerinden biridir.
Yıldırım Bayezid tarafından 1399'da yaptırılan cami, erken Osmanlı mimarisinin zarafetini ve Türklerin şehre kattığı ruhu yansıtır.
Yüzyıllardır kentin nabzının attığı Arasta, dar sokakları ve geleneksel dükkanlarıyla Bergama’nın modern hayatı içinde tarihin nefes aldığı eşsiz bir ticaret bölgesidir.